Kendi vatanında ciddi ölçüde “köylülük”, “eskicilik” ve “şarkcılık” diye küçümsenen, ilgiye ve kullanıma layık bulunmayan el dokumalar bakın kimlerin evine girmiş. Jimi Hendrix’in evinde Buhara halısı, suzani kırlentler, yatak başında da el dokuma halı görüyoruz.

Jimi Hendrix’in Londra’daki Dairesi

Jimi Hendrix’in Londra’daki Apartman Dairesi El dokuma halıların büyük bir tutkunu olan Jimi Hendriz, Afgan, İran, Asya ve Anadolu’nun geleneksel sanatlarından el dokumalarla, el işlemeleriyle Londra’daki dairesini, müziği ve kendisi için yuva yapmış.

Akabinde, Mick Jagger’in oğlu James Jagger’ın evinde Anadolu kilimleri ve kırlentlerini Jagger’ın evinin dekorasyonunun en güçlü unsurları olarak görüyoruz.

James Jagger’ın Yatak Odası

Gazeteci, yazar ve koleksiyoner Charles F. Lummis’in evi de endüstriyel olmayan, birbirinin aynısı olmayan çeşitli el dokuma halı ve kilimlerle döşenmiş.

Gelelim güncel rocktaki el dokumalara:

Ülkemizde daha çok Come With me Now şarkısı ile bilinen, benimse I’m Only Joking ve Lunatic albümü ile tanıdığım Kongos grubuna bakacağız şimdi ama Lunatic deyince de bahsetmeden geçmek istemedim, Lunatic, yani deli! Luna, bilirsiniz ay demek ve neden deliliği ifade etmiş? İngiltere ile sınırlı mı bilemem ama 17. ya da 18. yüzyılda İngiltere’de dolunayın insanın aklını aldığına inanılırmış. Ayın aklını aldığı insana da lunatic deniyor haliyle ve lunatic insan dolunay vaktinde bir suç işlediğinde cezai indirim uyguluyorlarmış. Bu bilgiyi Murakami’nin 1Q84 isimli kitabında okumuştum. Çok zaman geçti üstünden. Lunatic albümünü keşfim tam da o kitabı okuduğum döneme denk gelmişti ve tabii ki yeri ayrıdır.

Kongos’ların Stüdyosu. Arka fonlarında el dokuma halı olan klipleri içinse bk. Take it From Me.

Grup stüdyoya girmiş, üretecek çalacak söyleyecek yazacaklar. Uzun zaman geçecek stüdyoda. Çalıştıkları yer yaşadıkları yer olacak. Neden duvara halı asarak sanatsal üretim içinde oldukları yeri yuvaya dönüştürmesinler ki? Halının ve kilimin serildikleri alanı ev-içerisi yapma özelliğinden yararlanmak da çok eski bir insan özelliği.

Ve gelecekti gelmekte ve hep gelecek olan, işte o ev! UMBERTO PASTİ’nin Tangier’deki zenginliğin zevkle buluştuğu evine bakacağız.

Pasti’nin evinde Anadolu’nun pek çok halı ve kilimi fragmanlar şeklinde mevcut. Oturma odasındaki duvarda kullandığı kilim 18. yy Konya Kilimi dediler ama kesin emin olamıyorum. Duvarındaki seccadeye de bakmalısınız. Biz olsak onu nasıl kullanacağımızı bilemeyebilir, değerlendiremezdik büyük ihtimalle. Yalnızca dokuma değil, çini, ahşap, geleneksel sanat başlığı altında pek çok el sanatını evin zengin, çeşitli ve zevkli biçimde kullanmış. Bu evde en sevdiğim şey bakılacak ve sevilecek çok şeyin olması. bu nedenle yorucu gelmiyor.

Son olarak tasarımcı Jasper Canron evine bakalım:

Jasper Conran’ın Londra’daki Evi.

Yukarıda gördüğümüz müzik, tasarım, edebiyat, basın mensubu kişilerin, ki ne işle meşgul olduklarının ve hangi sektörde olduklarının aslında bir önemi yok, el dokumayı, Anadolu kilimini – halısını kullanmayı ne denli sevdikleri ve bu konuda ne kadar maharetli olduklarını görmenizi istedim. Günümüzde tüketim biçimi epey değişti, toplumun bir kısmı referansa muhtaç ve fenomen / influencer dedikleri kişiler bu nedenle varlar. Jimi Hendrix, J. Jagger, C. Lummis, Kongos, Pasti, Canron, hepsine başarılı isimler eklenir. Sevdikleri için, geleneksel olanı modern ile usta biçimde kompoze ettikleri için, bu kişilerin referans olmasını istedim el dokumalara. Endüstiyel üretimleri, kaynak tüketen, israf sayılan ürünleri / markaları öneren influencerlara ihtiyacımız yok.

Jimiler ve Hendrixler, kalitenin, prestijli olanın, hammaddesinden boyasına tasarımından oluşturulmasına her bir aşamasının el emeği olan dokumalara saygı duyuyorlar ve seviyorlar. Bu çok belli. El dokumalar, sürdürülebilirlik, kültürel miras, geleneksel el sanatı, doğal malzemeli olduğu için sağlıklı yaşam gibi pek çok kavramla anılabilirken, birkaç kavrama takılıp kalmaları, “şark köşesi”ne hapsedilmeleri, demode bulunmaları epey can sıkıcı ve yıkılması çok zor bir tabu gibi duruyor karşımızda.

Serpil KÖŞKER
Serpil KÖŞKER Serpil KÖŞKER

Merhaba, ben Serpil Köşker.
Sanat tarihçi ve kilimciyim.
El dokumaların büyük bir tutkunuyum ve kilimin, ya da halının boşluğu kapattığımız, bizi soğuktan koruyan yaygılardan çok daha fazlası olduğuna inanıyor, bunu da her fırsatta elimden geldiğince anlatmaya çalışıyorum.
Bu blog bölümünde, kilim, suzani, ev ile ilgili kendi yazılarımı ve başka yazarlara ait yazıları yayımlayacağım.

İlginiz, sevginiz için teşekkür ederim.

Sepet

Back to Top